UA-112466469-1 Zeka Anneden Mi Geçer? – Seçil GÜNAY AVCI

beylikdüzü escort

Oruç ve Kadın Hastalıkları
Aralık 15, 2017
Kadınlarda İdrar Kaçırma
Aralık 15, 2017

Zeka Anneden Mi Geçer?

Sevgili okur, zekânın yüzde 75’inin anneden geçtiği söylentisi ne kadar doğrudur?

Kadın, yumurtasının sağlamlığı kadar üreyebilendir. Kadın, doku ve organlarının sağlamlığında bebeğe yuva verendir. Kadın, kanının sağlamlığında bebeği besleyen ve can verendir. Kadın, ruhsal durumuyla, korkuları, depresyonu veya mutluluğuyla bebeğe ruh verendir. Doğuma girerken kendi canı ile bebeği değişebilendir. Doğurduktan sonra en tatlı uykusundan kalkıp süt verendir. Bence yüzde 75 biraz az kaldı. Bir canlının şekillenmesini sadece zekâya indirgemezsek anne çamuru heykele çevirendir.

Hamile bir kadın kansızsa karnındaki bebek de diğer bebeklere göre kansız doğacaktır. Hamile bir kadın şeker hastası ise, karnındaki bebek de doğuştan hipertansiyon, aşırı şişmanlık, alerji gibi hastalıklara yatkın doğacaktır. O yüzden; hamilelikten önce mutlaka genel bir muayeneden geçmek ve toplumumuzda kadınlarda en sık görülen kansızlık, şeker, guatr, D vitamini eksikliği, meme problemleri açısından incelenmiş olmak, hiç bakılmamışsa karın ultrasonu yapılarak böbrek ve safra taşı problemlerini dışladıktan sonra hamile kalmak, sonradan yaşanabilecek çok ciddi sorunları engelleyecektir.

Hamilelik öncesi doktora gittiniz ve önünüzdeki 3 ila 6 ay içinde korunmayı bırakarak bebek sahibi olmak istediğinizi belirttiniz ve hekiminiz sizden gebelik öncesi testleri istedi. Diş muayenesine gönderdi. Varsa fazla kilolarınızı vermenizi istedi. İçiyorsanız sigarayı bırakmanızı istedi. Sigara sonrası oluşabilecek kilolarla gebelik öncesi daha kolay mücadele edebileceğinizi anlattı. Kas ve eklem problemleriniz olmasın, gebelik sırasında bel ağrıları, bacak krampları varislerle uğraşmayın, daha rahat edin ve doğum sonrası başlayan bel ve boyun fıtıkları gibi kalıcı hasarlar almayın diye düzenli egzersizlere ve yürüyüş gibi, herkesin her fırsatta yapabileceği sporlara yöneltti. Sporun hamilelik öncesi sağlıklı bir bünye yaratarak daha döllenme aşamasında sağlam seçimlerin yapılmasını kolaylaştıracağını ve düşük yapma riskinizi azaltacağını belirtti. Siz de bu düşünceyle düzenli yürüyüşlere başladınız. Eğer olanaklarınız ve zamanınız uygunsa pilates, yüzme gibi daha profesyonel branşlara yöneldiniz. Her şey yolunda gitti ve hamilesiniz. İlk 3 ay bebeğin ömür boyu kullanacağı organlarının geliştiği, onu annesine ve hayata bağlayan plasentasının oluştuğu dönem. Bu dönemde anne adayları kontrolsüz beslenir, kontrolsüz kilo alır, sürekli uyur veya düzensiz yaşarsa oluşabilecek organ hasarları kolay kolay telafi edilemez. Diyelim ki; ilk 3 ay da sorunsuz ve güzel geçti. Geldik 2. trimester yani üç aylık döneme, bu dönemde annede ortaya çıkabilecek şeker, gebeyi erken doğuma, bebeği yoğun bakıma sürükleyebilir. Ve hamilelik öncesinde, ilk 3 ayda verdiğiniz tüm uğraşılar bir anda anlamsızlaşır. O yüzden gebelik bir maraton koşusu gibidir. Gebelik başında çok dikkatliydim ama sonrasında gevşedim deme hakkımız ve lüksümüz pek yoktur. Çünkü ödeyeceğimiz bedeller biraz ağır olabilir. Hamilelik başında anne adaylarının 9 ay boyunca sürdürebilecekleri bir program ve düzen içine girmeleri, çalışma ve ev hayatlarının arasına yapabilecekleri egzersizleri programlamaları, beslenme düzenlerini her geçen ayın gereksinimlerine ve günlük enerji ihtiyaçlarına göre fazla kilo almayacak şekilde sürdürmeleri önemlidir. Katkı maddelerinden oluşan ve paketlenmesi nedeniyle yoğun koruyucu ve katkı maddeleri içeren veya genetiği değiştirilmiş gıdalardan uzak durmaları hem kendileri hem de doğacak bebeklerinin genel sağlığı açısından çok çok önemlidir.

Son trimestere sağlıkla ve mutlu girmiş bir hamile, doğumunu gerçekleştirdikten sonra da emzirme dönemi boyunca hamilelikte dikkat ettiği kurallara dikkat etmelidir ki; bebeğini besleyecek olan sütünün içeriği bozulmasın. Çünkü bu sütün içeriği annenin yaşantısı ve yemeğine göre değişecektir. Emzirmek için çok tatlı yemek gerekmediği artık çok nettir. Sütü yapan su ve annenin aldığı tüm besinlerdir. Fazla tatlı yemek sütün daha şekerli olmasına sebep olursa, bebekte geçmeyen pişik, konak, mantar plakları, reflü ve uykusuzluk gibi sorunlar da tıpkı hamilelerin yaşadığı sorunlar gibi bebeklerde de devam eder. Annenin aldığı katkı maddeleri sütle bebeğe geçerek alerjik durumları tetikleyebilir. Kafein (kahve), nikotin (sigara), şeker doğrudan sütle geçerek zarar verebilir.

Sağlıklı nesiller istiyorsak, fikri hür vicdanı hür nesiller istiyorsak, sağlam kafa için gerekli sağlam vücutlar istiyorsak önce kadınlarımızı eğitmeliyiz. Ülkemizde de bir gün keşke Gebe Eğitim Merkezleri olsa. Bu merkezlerde toplanan hamile ve lohusalara gerekli eğitimler, sağlık profesyonelleri tarafından verilebilse. Her hamileye devlet eliyle ve ücretsiz diyet uzmanı ve egzersiz sorumlusu atanabilse. Her hamile gebe kalır kalmaz bebeğime nasıl bakarım diye düşünmese. Hamile olduğu için işten atılmasa. Her işyeri kreş olanağı sunabilse. Kadınlarımız anne olmakla cezalandırılmasa çalışma ve üretme hayatının içinde gönülleri ferah olarak yer alabilse.

Bir gün bu hayallerin gerçek olacağına olan inancımla yola devam ederken sözlerime ulu önderin veciziyle nokta koymak isterim.

Kalın sağlıcakla.

”Zaman ilerledikçe, ilim geliştikçe, medeniyet dev adımlarıyla yürüdükçe; hayatın, asrın bugünkü gereklerine göre evlat yetiştirmenin güçlüklerini biliyoruz. Anaların bugünkü evlatlarına vereceği terbiye, eski devirlerdeki gibi basit değildir. Gerekli özellikleri taşıyan evlat yetiştirmek, pek çok özelliği şahıslarında taşımalarına bağlıdır. Bu sebeple kadınlarımız, hatta erkeklerden daha çok aydın, daha çok feyizli, daha fazla bilgin olmaya mecburdurlar! ” M. Kemal Atatürk.

Comments are closed.

%d blogcu bunu beğendi: