Menopoz kelimesi İngilizce; “ay (moon)” ve “sonlanma (pause)” kelimelerinden oluşturulmuştur. Tam olarak kelime karşılığı adetten kesilme olup, “menopoz yaşı”kadının en son fizyolojik adet kanamasının olduğu zamanı ifade eder. Oniki ay adet görmemek menopoz olarak kabul edilir.
Kadınlarda menopoza bağlı adetten kesilme, yumurtalıkların işlevlerinin sona erdiğini ve artık buralardan kadınlık hormonlarının salgılanamadığını işaret eder.
Menopoz, genel bilinenin aksine rahimin değil yumurtalıkların işlevinin sona ermesidir. Yumurtalıklarda yeni yumurta oluşumu gerçekleşememekte ve hormon üretimi yapılamamaktadır. Bu durumda rahimin kanaması için gereken uyarılar olmadığı için adet kanaması gerçekleşmez. Ancak östrojenin tek etkilediği yer rahim değildir. Ve östrojenin tek fonksiyonu çocuk yapmayı sağlamak değildir. Östrojen hamile kalmayı sağlayan hormonları düzenlemesinin yanında, hamile kalmış kadının sağlıklı bebek dünyaya getirebilmesi için gereken kemik gücünü, beyin dolaşımı ve psikolojisi için gereken kimyasal alt yapıyı, cinselliğinin devamı ve rahat dğum yapabilmesi için vaginal nemini de sağlar. Ve menopozda kemik, beyin, vajina ve tüm mukozalar-ıslak ve parlak olması gereken kısımlar- hücre yenilenmesinde kesintiye uğrarlar. Bu durum menopozun temel şikayetleri olan ateş basmasını, ayak tabanlarının altının yanması gibi vazo-motor semptomları (dolaşımsal), kemik erimesini, genito-üriner semptom veya vulvavajinal atrofi dediğimiz kuruluğu ve sinirlilik, depresyon, sabirsızlıkla karakterize ruh hali değişimlerini tetikler. Yaşam süresi uzadıkça,kadının menopozda geçirdiği süre de uzamaktadır. Ancak düzgün ve doğru yönetilen menopozda yaşam kalitesi bozulmadan sürdürülebilir.